ı thought ı'd seen hell thought ı knew it all now ı know too well hell is to wake up but it makes all the difference tasting the tears in my mouth taking the weight on my shoulders the hours and days of your life don't necessarily make you older ı'm sick of running away along these bloody streets ı'm sick of predators and prey of being everybody's end! ı've washed my hands of your blood thought it would leave me clean but with time on my hands ıt turned to mud forming this crust of sin now - to be truly free ı'll let it come to me so -break me if you must when you break this crust freedom is to see hear this voice, see this man standing before you ı'm just a child just a man learning to yield ı hate these hands soaked in blood ı hate what these eyes h... » devamı.
hey reckless mind don't throw away your playful beginning you and i let us fumble around in the touches and be sure to leave all the lights on so i can see the black cat changing colors and walk under ladders and travel my eyes over you hey we have found becoming one in a million slip into the crowd this question i found in the gap in the sidewalk keep all your sights on the black cat changing colors i can walk under ladders and swim as the tides choose to turn me and here i sit life goes on, end of tunnel, tv set spot in the middle static fade, statistic bit and soon i fade away, fade away this i admit taste so good, hard to believe an end to it smell touch feel how could this rhythm ever quit bags packed on a plane hopefully to heaven shut up i'm thinking i had a clue now... » devamı.
mutluluk hep pamuk ipliğine bağlı, mutsuzluklar her zaman daha fazla. 'tarde'a göre hayat, yararsız olandan geçerek imkansıza ulaşmaya çalışmaktan ibarettir. madem kaderimiz bu, öyleyse daima imkansızı arayalım; başka yol olmadığına göre, yararsız olandan geçerek arayalım; gene de aradığımızın elde edilemeyeceğini, yolda sevmeye ya da özlemeye değer hiçbir şeye rastlayamayacağımızı bilincimize iyice kazıyalım.' 'hepimiz isimsiz, birbirimize uzak yaşıyoruz; başka kılıklar altında birer yabancı olarak acı çekiyoruz. ne var ki bazıları bir varlıkla kendisi arasındaki bu mesafenin hiç farkına varmaz; kimileri mesafeyi ancak korkulu, acılı anlarda, sınırsız bir şimşeğin aydınlığında görür; kimileri içinse ömürleri boyunca değişmeyecek ıstıraplı, gündelik bir şeydir bu.... » devamı.
htuyar: babamla ben, herhalde 1975 civarı.... » devamı.
turgut & tomris uyar'ın oğlu h. turgut uyar'ın kişisel tumblr sayfası. bol bol turgut & tomris uyar fotoğrafları bulunmakta. * http://hturgut.uyar.info *... » devamı.
az önce telefonumu bozdum. zaten ne zamandır yeni bir telefon alma niyetindeydim, geçici diye aldığım telefonumu, iyi lan işte nesi var telefon değil mi bu diye değiştirmiyordum.adam denize telefonla giriyor, ne bileyim manitasıyla kavga edip telefonu fırlatıyor, arkadaşlarıyla havuz etrafında içerken arkadaşları bunu havuza itiyor bozuyor, bir arkadaşım massimo dutti kabininde çaldırıyor gidiyor alt kattan yenisini alıyor. benim noldu? kola döküldü. yok böyle fakirlik amına koyayım. yapış yapış oldu telefon. ... » devamı.
senin neyini ciddiye alayım? şeyler ayrı yazılır her zaman bunu bile bilmiyosun.... » devamı.
'çıkarıp masaya koymak' mesela, ne güzel bir deyim.... » devamı.
“belgesele bakışınız değişecek” bu yıl 5.si düzenlenen documentarist belgesel günleri'nin basın toplantısı geçtiğimiz hafta tütün deposu'nda yapıldı. 1-6 haziran tarihleri arasında istanbul'da altı mekânda belgesel sinemanın en nitelikli ürünlerini bir araya getirmeyi amaçlayan festivalin bu seneki görsel kampanyasıysa erik esprisi üzerine kurulu. festival koordinasyon grubunun deyimiyle: 'eriğin ekşi tadını belgeselin gerçekçi yanıyla birleştirmeyi amaçlayan' bir çizgisi var bu sene festivalin. aynı zamanda belgeselin 'ekşi ve bağımlılık yaratan' bir şey olduğu üzerinde duran documentarist, bülent emin yarar, muhammet uzuner, tülin özen, türkü turan, ayça damgacı, derviş zaim gibi sinema ve tiyatronun önemli isimlerinin rol aldığı tanıtım filmle... » devamı.
bi msn versem hackler misin?... » devamı.
parmak kadar fotodan ne anladıysan... » devamı.
içimin çok az olan yağları eridi. bir insanın ne yapabileceğinin hiç sınırı yok. sinirlenen insan her şeyi yapabilir. karşı taraf hak ediyorsa yapsın zaten, müstehaktır. ben böyle durumlarda kendime ''palyaço git, palyaço git, palyaço git'' diye söylenir dururum ve giderim. gerçi pek denk gelmem ya. ne konuştuğunu, nasıl hareket ettiğini bilince ve yaptığının bilincinde olunca böyle salak ve saçma durumlarla karşılaşmıyorsun. son 10 saniyesi felaket beter ol zamane kabadayıları bunlar oluyor herhalde. çevremde de var bu veletlerden, bir çoğunun doğduğu günü hatırlıyorum ahaha resmen yaşlandım lan ve hepsinin ortak adı reis. ama hiç birisinin taka'sı yok. takasız reis bunlar. isyana bak isyana şöyle isyan edemedim ya ona yanarım ahaha. bi tanesi de bizim çatı katında... » devamı.
ry cooder sesleri eşliğinde bir yol hikayesi (paris texas).... » devamı.
fotoğraflara bakıyordum bir sitede. ortadoğu ve afrika gibi bölgelerdeki erkeklerin başlarına gelen bir şeylerde ne kadar gururlu, onurlu duruşları olduğunu görüyorsunuz.kadınlara geldiğimizse ise görüyoruz ki kadınlar kendilerini koyvermişler. kendilerini parçalıyorlar. çocukları ölmüş, ölen çocuklarına bakarken yaktıkları ağıtları fotoğraftan hissedebiliyorsunuz.savaşların, fakirliğin, açlığın hüküm sürdüğü topraklarda, savaşçı olan erkeğin vakur duruşu normaldir. aynı şekilde kadınların hayattaki en büyük lüksü çocuklarını sevmek, onları kaybettiklerinde yaktıkları ağıtları, bir tek onlar yakabilir. onlar batının kadınları gibi özgür seks hayatına sahip değiller, istedikleri gibi eğitim alamadılar hayatları boyunca, başlarını kaldırıp yürüyemediler bile, çocuklarının karnını nasıl doyur... » devamı.
ınceleme linkleri: hardware.fr techpowerup.com anandtech.com legitreviews.com guru3d.com pcper.com hardocp.com hexus.net hardwarecanucks.com hardwareheaven.com tomshardware.com en guzeli guc tuketimini adam etmeleri olmus.... » devamı.
istemeden misafiri oluyoruz iki gündür. 2 gün önce yağan yağmur sırasında, baca yıkıldı. apartman boşluğuna düşen baca boruları kırmış. o gün boyunca tuvalete girdiğimizde, sıçtığımızda, işediğimizde her şey o pencereden içeri girmiş.alt komşumuzun pinti kocası paraya kıyıp tamir ettirmedi. tuvalete girdiğimde işerken o kırık borudan akan suyun “şrrr” sesini duyuyorum. yarın tamir ettirecekmiş, işerken kadına üzülüyorum lan terbiyesiz pezevenk. yaptır da rahatlayalım.... » devamı.






